Dostlara Mektup

23 Nisan 2022 İftar Programı

Değerli Kardeşim,

Dünyanın yeni bir medeniyeti anlayışına ihtiyacı vardır!..

İki kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçiş yapılırken, yapay bir planlama ile “Yeni Dünya Düzeni” adı altında hedeflenmiş olan ekonomik temelli küreselleştirme politikası, evrensel medeniyeti daha da içinden çıkılmaz bir hâle getirecektir.

Gezegenimizde yaşayan sekiz milyar insanın bir milyarından fazlasının aç olması dikkate alınmamaktadır. Etnik ve dinsel kökenli çatışmalar körüklenerek savaşların devam etmesi sağlanmıştır. Emperyalist devletler, kitlesel -yok edici- silahlarını illegal yollardan pazarlama yoluna gitmektedirler.

Küreselleşme baronları, insan esas alan evrensel adaletin tetikleyebileceği evrensel medeniyetin yolunu tıkamışlardır.

Bilim, insanın sağlığı, onuru ve ölümü pahasına egemen güçlerin baronları tarafından acımasızca kullanılmaktadır. Teknolojinin “çağdaş araçları”, insanlığın asırlardır pekiştirdiği din ve sanat eserlerini ortadan kaldırmak için – geliştirdiği projelerle- tarihi birikimleri yok etme mücadelesine girmişlerdir.

Çağdaş medeniyet, “tek dişi kalmış canavar” misyonunu sürdürmektedir.

Bilinmesi gereken temel sorun, çıkar ilişkilerini yaşam tarzı olarak algılayanların, evrensel insan haklarını esas alan ve evrensel adaletin iklimini oluşturan evrensel medeniyetin önünde en büyük engeli oluşturdukları gerçeğidir.

Devletlerin ve farklı toplumların menfaatleri, ikili antlaşmalar ile dengelenir; silahlı dayatmalarla değil…

 Gelecekte çağdaş insanlık, ateizmin bilim yorumundan vazgeçme sürecini üretecektir.

 Müslümanım diyen topluluklar da “Gelenekçi İslam” yorumundan Evrensel Müslümanlık yorumuna geçeceklerdir.

Sekiz milyar insanın iradesi dışında planlanan ve pazarlanan bu çağdaş yapay medeniyet paradigması, insanın yaratılışına uygun doğal bir süreci sokulmalı ve yaradılış ilkelerine uygun “DOĞAL DÜNYA DÜZENİ” kurulmalıdır.

Doğal dünya düzeni tüm insanlığı kapsayacak olan Tevhid Medeniyetini algılayan ve felsefe edilen öncü bir kadro ile başlatılabilir.

Felsefe tarihini öğrenme yerine hayatı okumanın temel dinamiği olan “Felsefe Yapma” yöntemini algılayan öncü kadrolar, medeniyet sürecini geliştiren bir yapılanmaya girmelidirler.

Yeni medeniyet paradigması, “Bilim felsefesine göre bilim üretmek; sanat felsefesine göre sanat üretmek, din felsefesine göre vahyi habere dayanan bilgi üretmek” olmalıdır.

Bu planlama sürecini aydınlar (düşünen akıl sahipleri), yöneticiler, planlayanlar, programlayanlar. organize edenler, koordinasyonu sağlayanlar, denetleyenler ve ihtiyaçtan fazla mal sahibi olanlar birlikte gerçekleştirebilirler.

Bu süreçte aydınlar evrensel medeniyet istikametinde rehberlik yapacaktır. Yöneticiler, bilim, sanat ve din konusunda evrensel değerlere göre projeler üretip hayata geçirecektir. İhtiyaçtan fazla mal sahibi olanlar da projelerin kurumsallaşması için mali imkânlar hazırlayacaktır.

Aydınlar ve bilim adamları kendi alanları ile ilgili doğal dünya düzeninin keşfedilmesinde çağdaş araçları kullanmalıdır.

Bilim adamları, sosyal bilimler, fiziko-kimyasal bilimler bilimler ve biyolojik bilimlerden bilim felsefesi yöntemleriyle yararlanmalıdır. Aynı zamanda, kendi branşları ile ilgili evrensel ilkeleri ve değerleri öne çekerek, üretim süreçlerine rehberlik etmeyi istikrarlı bir şekilde sürdürmelidirler.

Yöneticiler, iman, istişare, ilkelere itaat, icraat, istikrar, itimat, içtihat, istihbarat,  istikamet, istikbal kavramlarını içselleştirmelidirler. Toplum yönetiminde ise istişare (ortak akıl, doğrudan demokrasi, yönetişim) yöntemi kullanılmalı ve üretim birimlerinin yeniden yapılanması sağlanmalıdır.

İHTİYAÇTAN FAZLA SERVETİ OLANLAR TEVHİD MEDENİYETİ ADINA BÜTÜN İNSANLIĞIN HAKLARDA EŞİTLİĞİNİ SAĞLAYAN SİSTEM KURULANA KADAR İNFAK (PAYLAŞMA) ETMEYİ YAŞAM BİÇİMİ HALİNE DÖNÜŞTÜRMELİDİRLER.

Bilim üretmeden, tarihin hiçbir döneminde ve hiçbir toplumda gelişme olmamıştır ve olmayacaktır.

Sanat üretmeden, tarihin hiçbir döneminde toplumsal yapılanmalarda imar ve inşaat gerçekleşmemiştir ve de gerçekleşmeyecektir.

Vahyin evrensel ilkeleri olmadan, insanlığın tevhidi ve vahdeti sağlanamamıştır ve sağlamayacaktır.

Vahyin algılanmasında üç önemli kavrama dikkat edilmelidir:

VAHYİ HABER ELÇİ VE AYET

Vahiy haber, elçinin şahsında ya da gerçeği tebliğ ettiği insanda hayata geçmesi ile sünnet olarak tezahür eder. Hayata geçmeyen ayet vahyi haber olarak kalır. Dolayısıyla Allah’ın amaç olarak ortaya koyduğu ayetin anlamı ve maksadı (kalıcı bir işaret olarak) gerçekleşemez.

Günümüzde vahiy haberin hayata geçmesini engelleyen tüm unsurlar, bilgiler, kurallar otoriteler, politikalar, Kur’an’ı devreden çıkarma ve Allah’ın dinini, insanların yapılandırdıkları dinlere dönüştürme eğilimindedirler.

Allah’ın dinini insanların dinlerinden kurtarma mücadelesi, tüm peygamberlerin yaptığı tevhid mücadelesidir.

Vahiy haberleri insanların din adına ürettiği yanlış yorumlardan temizleme mücadelesi, tevhide inananların mücadelesidir. Günümüzde insanlık adına, İslam adına, medeniyetin yeniden ikamesi adına atılması gereken ilk adım, “İnsanın Özgürlüğü Mücadelesi” dir ve bu mücadelenin ürünü Tevhid Medeniyeti olacaktır.

Çağdaş insan (yaşanan zaman dilimindeki), insan hayatı okumayı vahyi haber, düşünen akıl ve bilim felsefesi (ayetleri keşfetme) kavramlarına göre yorumlanmalıdır… Aksi takdirde evrensel insan hakları sağlanamaz!.. Dünyamızda adalet ve dengeyi sağlayacak olan Evrensel Medeniyet, DOĞAL DÜNYA DÜZENİ’ nin yapılandırılmasının evrensel devrimi ile gerçekleşebilir…

Bu devrimi gerçekleştirilebilecek kadrolar için Doğal Dünya Düzeni Üniversitesinin kuruluşuna ihtiyaç vardır.

Selamlarımla…

Prof. Dr. Hikmet  AKGÜL

15 Nisan 2022, ANKARA